MÜSLÜMAN TÜRKÜ INSA ETMEDE YENI BIR HORASANLI ERENLER NESLI

MÜSLÜMAN TÜRKÜ INSA ETMEDE YENI BIR HORASANLI ERENLER NESLI

MÜSLÜMAN TÜRKÜ İNŞA ETMEDE YENİ BİR HORASANLI ERENLER NESLİ VE YENİ BİR TARİH SEFERBERLİĞİ

 

Prof. Dr. Zekeriya KİTAPÇI

Selçuk Ün. Eğitim Fakültesi

Emekli Öğretim Üyesi

 

Şu bir gerçektir ki Türk Milleti çok şerefli çok yüce bir millettir. Kökü cennette olan ve okyanuslara doğru bir çağlayan halinde akıp giden bazı nehirler gibi, Onun millet varlığı da insanlık tarihinin derinliklerinden kopup gelmekte ve zaman denizine ebediyetlere doğru bir çağlayan gibi akıp gitmektedir.

Şu da unutulmamalıdır ki; Cenabı-ı Hak, Bezm-i Ezelde ve Levh-i Mahfuz dediğimiz evrensel kader kitabına herkes ve her milletin ayrı ayrı alın yazılarının yazıldığı sırada Müslüman Türk Milletine ayrı bir teveccüh buyurmuş, Onun yüce lütuf ve iradesiyle Türk Milletinin alnına nurdan harflerle iki NASİP yazılmıştır. Bunlardan biri, Onun mutlaka “Müslüman Olması” ve İslam milletleri camiasına girmesi, bir diğeri ise onun; “Hz. Peygamberin Ebedi Risaletine Varis olması”, Onun kurduğu iman hâkimiyetine sahip çıkması ve onu kıtalar arası bir cihan hâkimiyeti haline getirmesidir.

İşte O Yed-i Takdir, bu iki yüce misyonu milletimizin alnına bir kader çizgisi olarak yazdığı ve insanlığın yüce gayelerine hizmete BUYUR ettiği gibi, ayrıca onun millet varlığının kıyamete kadar devam etmesini de bir kader çizgisi olarak yazılmış ve bunun böyle olduğu bir yüce Peygamber tarafından Muhammed Ümmetine bir ulu müjde olarak verilmiştir. Ne ilginçtir ki daha sonra cereyan eden olaylar, kader kalemlerinin Türk Milletinin alnına yazdığı bu ilahi NASİP doğrultusunda gelişmiş ve milletimiz yüzde yüzlere varan bir çoğunlukla Müslüman olduğu gibi, ayrıca Hz. Peygamberin iman hâkimiyetine de sahip çıkmış ve onu kıtalararası koca bir cihan hâkimiyeti haline getirmiş ve insanlığın hayrına her bir asırda birçok barış devleti ve imparatorlukları kurmuştur.

Diğer taraftan bütün bunlar bir tarihi gerçeği de ortaya koymaktadır. O da; millet varlığımızın iki büyük esas üzerine oturmuş olduğudur. Bunlardan birincisi TÜRKLÜĞÜMÜZ, ikincisi ise MÜSLÜMANLIĞMIZdır. Türk Milleti İslam dinine sahip çıktığı gibi, İslam dinide onun etnik kimliğine sahip çıkmış, her türlü tehlikeye karşı onu korumuş ve milletler denizinde onun boğulup gitmesini önlemiştir. Daha açık bir ifade ile Müslüman Türk özünü, İslamda bulduğu gibi, İslam dinide kendi özünü Müslüman Türkte bulmuş, Türkün kanı, İslam imanı ile birleşmiş ve insanlığın hayrı ve ululuğuna giden yolda yeni bir terkip ortaya çıkmış ve İslam tarihi bu terkibin adını MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİ olarak zikretmiş ve bir MÜSLÜMAN TÜRK REALİTESİNİ oraya koymuştur.

Mamafih milli gururumuzu okşayan bu güzel izahlar bir yana, bu günkü geldiğimiz nokta hem TÜRKLÜĞÜMÜZ, hem MÜSLÜMANLIĞIMIZ, hem de MÜSLÜMAN TÜRK REALİTESİ açısından yürekler acısıdır ve en kara günlerini yaşamaktadır. Zira Müslüman Türk Milleti ve Anadolu insanı tarihin hiçbir devresinde böylesine bedbaht, böylesine korkunç bir dönem yaşamamıştır. Öyle ya Türk ve İslam kelimesi öylesine birbirinden uzak, öylesine birbirine yabancı bir hale gelmiştir ki, bundan bir insanın şaşırıp kalmaması mümkün değildir. Kökü dışarıda belli çevreler ve bir DECCAL zihniyetinin mensupları millet varlığımızın esasını oluşturan bu iki temel kelime ve kavramın arasını açmak ve bir birinden alabildiğine uzak tutmak, bundan daha acısı bu temel mefhumları bir birine karşı, hatta düşmanmış gibi göstermek için ellerinden geleni yapmışlar ve bunda her türlü tahminlerin ötesinde başarılı da olmuşlardır. Bu millet varlığımız için çok vahim bir durumdur.

Artık Müslüman Türkün tarihi şahsiyeti ve insanlığın hayrına olan o yüce misyonu çoktan unutulduğu gibi, tarihi bir fenomen olan MÜSLÜMAN TÜRK REALİTESİNİ de hiçbir kimse hatırlamak istememekte ve Türk kelimesinin muhtevası bakımından İslam kelimesini de kucakladığı ve onunla bir çok yönden eş anlamda kullanıldığı görmemezlikten gelinmektedir. Yine O menhus çevreler, Türk kelimesini; ne yazık ki kültürel bir kimlik ifade etmekten çıkardıkları gibi onu sadece etnik bir mana ifade ettiğini ileri sürmüşler böylece bütün tarihi mirasımızı çok büyük bir nankörlük eseri inkâr etme yoluna gitmişlerdir.

Bu bakımdan yarınlara ve 21. asrın bir TÜRKLÜK ASRI olmasına giden yolda, üstelik Anadolu insanının hem Türklüğü ve hem de İslami varlığının bile bile dejenere edildiği bu en kara yıllarımızda; Müslüman Türk Milleti, Onun milli manevi değerlerini bütünüyle tanıma, Onun insanlığın hayrına olan yüce misyonunu bütünüyle kucaklama, hülasa Müslüman Türkü yeniden inşa etmede yeni bir TÜRKLEŞME ve İSLAMLAŞMA hareketine ihtiyaç olduğu gibi, ayrıca yeni bir HORASANLI ERENLER nesli ve bir TARİH SEFERBERLİĞİNE  de ihtiyaç vardır.

Bu keyfiyet, Müslüman Türke gönül vermiş ve onun kara sevdalısı olmuş herkes için kaçınılmaz bir vebal ve uhrevi bir sorumluluktur. Artık yeni bir ufuk çizgisinde ve Müslüman Türk Milletine hizmete koşan Anadolu sevdalısı gençlerimizin kadın erkek, yediden yetmişe böylesine yüce bir imani coşku içinde olmaları ve her birinin; HORASANLI ERENLERin zamanımızdaki yeni faziletli bir temsilcisi olarak yetişmeleri ve Pir-i Türkistan HZ. AHMET YESEVİnin misyonunu kucaklamaları ve Türk-İslam ateşiyle yanıp tutuşmaları ve bunun içinde YA HAK! diyerek meydanlara inmeleri zamanı gelmiştir.

Unutulmamalıdır ki, YEDİ KUBBE YAYINLARI bu ızdırabı duyanlara Müslüman Türk sevenlere, ona gönül verenlere, Onun, insanlığın hayrına bu yüce gayelerine hizmete koşanlara yediden yetmişe elinde bir meşale olduğu gibi ayrıca onlara bu kudsi hizmetlerinde yeni bir iman gürlüğü verecektir!

Ne mutlu bu hizmet bayrağı altında toplananlara, birbirini kucaklayanlara ve hizmet için yola çıkanlara!


Bu makale, yayınlandığı günden itibaren 1692 defa okunmuştur.

Son Makaleler

ANSİKLOPEDİ VE KİTAP Zekeriya Kitapcı

Prof. Dr. Zekeriya KİTAPÇI, Osmanlıların Orta Afrika Politikası Askeri, Ticâri ve Siyasi İlişkiler, Osmanlı Ansiklopedisi Cilt I, Yeni Türkiye Yayınları [s.411]. Prof. Dr. Zekeriya KİTAPÇI, Türklerin Müslüman Oluşu, Türkler, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara (http://turkoloji.cu...

Gazete Yazıları Zekeriya Kitapcı

Zekeriya KİTAPÇI, Afrikada İslamiyet, Tercüman Gazetesi, 23 Ağustos 1978. Zekeriya KİTAPÇI, Afrikada Misyoner Faaliyetleri ve İslamiyet, Bayrak Gazetesi, 1 Ocak 1985. Zekeriya KİTAPÇI, Nijeryada İslâmiyet ve Hıristiyanlık Mücadelesi, Türkiye Gazetesi, 02-03-04-05-06-07-08.01.1985 tarihli ...